Evet arkadaşlar bu yazıda genel olarak lisede kurulan fakat bazı durumlarda, düzeye göre ilköğretim okullarında da kurulması muhtemel durumlar doğurulan müzik gruplarından bahsedeceğiz.
Grup Üyeleri
Fakat bundan neden bahsediyoruz? Bir müzik grubu olmak dışarıdan önemsiz ve çok kolay gözükürken, aslında yeterli seviyede zorluğa sahiptir. Müzik grubunun üyeleri kendini grupta bir “James Hetfield”, kendini bir “Rob Halford” ya da kendini bir “Bruce Dickenson” kadar önemli hissederler. Aslında bunun en önemli sebebi anlayış olarak şudur:
“Ulan ben olmasam çalamazlar ki bişey eheh”
Aslında bakarsanız müzik gruplarında çıkan 2 çeşit kavga vardır. Birisi ego tatmini, grup arkadaşını küçük düşürme (bkz. “oha lan öküz çalmayı öğren, yarım saattir kaç ritim kaçırdın!!” gibi bilimum kırıcı ve incitici sözler) ve istenilen şarkının her grup üyesi tarafından beğenilmemesi ki (bkz. “Ben onu çalmam lan! Biz ne grubuyuz getirdiğiniz şarkıya bak!”). Burada grup elemanlarının kendilerine sormaları gereken büyük bir soru var. Gerçekten nesiniz?
İlk Stüdyolar
Genellikle büyük umutlar yüklenen ilk stüdyolar genelde hüsrandır. Ki kişinin ilk stüdyosu ya da ilk toplu müzik deneyimiyse katliamdır. Ayrıca yeni kurulan birçok müzik grubunun repertuarı da birbirine benzer nedense. Yazmaya çalışayım mesela:
-Smells Like Teens Spirit
-Song 2 (Ki bu 2’si %90 vardır)
-For Whom The Bell Tolls
-Fade to Black (Hiçbir zaman ilk seferde çalınamaz. Hiçbir zaman!)
-Tuhaf 3 riffli bi punk şarkısı (sum 41?)
Genelde bu şarkılar her ne grup olursa olsun çalınır arkadaşlar. Bu bir gerçektir. Synth Pop grubu bile olsa, TSM grubu bile olsa bu şarkılar çalınmadan (ya da çalınamadan) o grup grup değildir.
Aslında başta bahsettiğim gibi grup üyelerinin grubunu az da olsa önemsemesi gerekir ki yoksa yürümez. Kısa çöpü çekenin basçı olduğu grup hüsrandır. Bu tür grupların üyelerinin kafalarında en ufak bi grubu önemseme duygusunun bulunmadığını düşünüyorum. En tehlikeli gruplardandır. Arkadaşlarınızlarsa dinlemek zorundasınızdır. Düşman başına.
Başka bi durum da daha grup kurulma aşamasındayken bi arkadaşın kıza hava atmak uğruna stüdyoya kız arkadaşını filan getirmesidir. Henüz grup Smells’i anca çalarken (bkz. özgüven eksikliği) stüdyoya bir seyircinin gelmesi beklenmedik birşeydir. Üyeler kasım kasım kasılır. Ritm kaçar filan. En sonunda herkesin morali bozuktur. Bunun nedeni kötü durumdayken birinin onları görmesidir. Ama eminim ne çalıp ne çalmadıkları o kızın s*kinde bile değildir.
Stüdyocunun Gazabı
Grup üyelerinin aşmak zorunda oldukları önemli sorunlardan birisidir. Dikkat edilmesi gerekir. Kesinlikle stüdyocunun suyuna gidilmelidir. Yoksa sonu stüdyodan atılmaya kadar gidebilir. İşte size bazı korunma yöntemleri:
-Kesinlikle konuşma sırasında dikine gitmeyin.
-Kesinlikle stüdyo sırasında klimayı kapatmayın (bkz. Ter Kokusu).
-Stüdyocunun ilgi alanına göre sorular sorun. İlgileniyormuş gibi yapın.
-Stüdyonun içinde dangalakça hareketlerden kaçının.
-Stüdyoyu toplayıp çıkın.
-Tanıyorum ayaklarına yatmayın. Göt olabilirsiniz.
Bunları yerine getirdiğiniz takdirde laf yeme riskiniz minimuma düşer. Ki bu sizin açınızdan iyidir.
MultiPlayer
Stüdyoda sorun olmayan fakat diğer bir gerçek de bir grup üyesinin diğer enstrümanları denemesidir (Bkz. Gitaristin, Bas ya da Davula geçmesi). Herkes o davula 1 kez oturur ve bir şeyler sallar. Davulcu başka bir enstrüman çalmayı bilmiyorsa çalan kişinin arkasına geçer ve havalı bi şekilde öğütler verir. Biliyorsa genelde Basgitara geçmektedir. Bu arada her grup üyesinin davula geçip twin attığını sanması bambaşka bir olaydır. Bu kişi kendine göre adeta bir “Dave Lombardo” (bkz. Slayer), adeta bir “Chris Adler” (bkz. Lamb of God) dır. Bu anlattığım olaylar genellikle stüdyonun son 10-15 dakikasıdır.
Okuduğunuz için teşekkürler :)




